|
02.02.1989 doğumlu, 19 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul.
|
Yudum yudum yalnızlığı İçerken gecenin dudaklarından Sakın ağlama sen. Yüreğin süzülürse al yanağına Demir parmaklıklar susar, Gözlerimde küllenen umutlar Yıldızların koynunda Kan ağlar.
Uykusuz yüreğine Yastık diye Kiraz çiceklerini sererken Sen, hüzün bulutlarını Topla göğünden. Uzaklarda acıların için Sabır elbisesi dikerken, Sen, vuslat türkülerini kaldır Islak kirpiklerinden.
Ayazlarda beklerken yüreğimi Yağmur yüklü bulutları Gülüşlerinle kurut. Kurut ki ; Güneş, boynunu kurtarsın Celladın kanlı ellerinden. Göğünü yitirmiş kuşlara Yüreğini aç. Aç ki ; Acıların son kez Dağların boynuna sarılıp Veda busesini yapıştırsın karanlığa.
Acıya inat Baharlara gülümsediğinde, Karakışların kendinden utanıp Yüreğini darağaçlarına astığını Bilir misin ey yâr ? Sevdamı nefes diye İçine çektiğinde Demir parmaklı hücremde Menekşelerin tomurcuk açtığını Bilir misin ey yâr ?
Umuda tutunmuşken Güllerim yansın avuçlarında. Ve küllendikçe içten içe Karanlıklarıma yıldızların serilsin.
İsmail Sarıgene
YASAMAYA DAIR
1 Yasamak sakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yasayacaksin
bir sincap gibi mesela, yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiçbir sey beklemeden,
yani bütün isin gücün yasamak olacak. Yasamayi ciddiye alacaksin, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda, yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleginle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamisken,
hem de en güzel en gerçek seyin
yasamak oldugunu bildigin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi, yetmisinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,
ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için,
yasamak yani agir bastigindan.
1947 2 Diyelim ki, agir ameliyatlik hastayiz, yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün degilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de gülecegiz anlatilan Bektasi fikrasina, hava yagmurlu mu, diye bakacagiz pencereden, yahut da sabirsizlikla bekleyecegiz
en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüsülmeye deser bir seyler için,
diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanip ölmek de mümkün. Tuhaf bir hinçla bilecegiz bunu,
fakat yine de çildirasiya merak edecegiz
belki yillarca sürecek olan savasin sonunu. Diyelim ki hapisteyiz, yasimiz da elliye yakin, daha da on sekiz sene olsun açilmasina demir kapinin. Yine de disariyla birlikte yasayacagiz, insanlari, hayvanlari, kavgasi ve rüzgariyla
yani, duvarin ardindaki disariyla. Yani, nasil ve nerede olursak olalim
hiç ölünmeyecekmis gibi yasanacak...
1948 3 Bu dünya soguyacak, yildizlarin arasinda bir yildiz,
hem de en ufaciklarindan, mavi kadifede bir yaldiz zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamiz. Bu dünya soguyacak günün birinde, hatta bir buz yigini yahut ölü bir bulut gibi de degil, bos bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlikta uçsuz bucaksiz. Simdiden çekilecek acisi bunun, duyulacak mahzunlugu simdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yasadim" diyebilmen için...
yolumuz uzun yavrum, sen leyla ben mecnun.. maksat bağdat, babil 'in kulesi. en kolay yol çöl, en kestirme.. lakin yaşlı kahin der "dur gitme, orda taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmadı."
fırtınadan kumlar.. içimize sızar. çöl rüzgarı yüzümüzü kavurur. dudaklarımız çatlar. serap görür gönlüm mü avunur? şu gelen yarim mi? göster yolu kahin çok yorgunum. bekler o şimdi beni, çok geç kaldım. buluşmam lazım. bağdat kafe'de.
bağdat kafe, varamadım hala..
gittik mi gidebildik mi? yoksa kaybolduk mu? gördüklerimiz neydi, büyülendik mi? yolun sonu neresi? hani kent nerede? göster yolu kahin çok yorgunum. bekler o şimdi beni, çok geç kaldım. buluşmam lazım. bağdat kafe' de.
bağdat kafe, varamadım hala.
orda buluşamadıktan sonra, duruyor mu hala? bağdat kafe..
Bir acımasız ses..... cam kırılır gecenin sesi..... karanlıklarda
cam parçaları göğe yıldız kahkahalar çok uzaklarda
kadının sihri anlaşılır
hasta yatarken eli alnında dolaştığında
ruhun zaferi belirir yaralı kaplandan da hırçın kapılar çalınırken ölüm yaklaştığında.
Cem Güneş
yaf evet, cok girmiorum ööle.. urasıorum bu aralar bişilerle.. bis senle buluscaktık, içki içicektik, o da kaldı ööle. umarıs dedik.. :)dasia yla da konusmadım usun samndır..calısıyo die biliorum,o kadar..mutlu kal =)
ya doğru sölüyosun bakalım ne zaman olucak ama buluşup içicez sözzzzz
huhuu hoşgeldine geldim
oo hoşbulmuşum
nerelere kayboluyosn özledim yau
tatildeyim o yüzden bende özledim seni
mutfakda biri war..mutfakda bnden başka biri war xD.
ayyy bebim sütünü çalmak istyiyo olabilirler mi?
nbr cnm nasl gıdıo
iyim canım sen nasılsın
iidr nasl olsn napıosn nasl gıdıo
heeeeey şebo selam
selam
fark farklı
yoo hayır ben hep buralardayım
hanisin nerdesin göremiyorum=)
tatildeyim deniz kum güneş vs
merhaba nasılsın, nasıl gidiyo hayatın :)
tşkler iyim sen nasılsın hayat çok güzel ya senin
hmmm... burdada ses veren yok
vae ama biraz geç oldu olsun geç olsun da güç olmasın dimi
???
selam tatlım nasılsın
iyim canım sen nasılsın
bende iyiyim vallahi çok iyiyim hemde
hey))
merhaba okadar güzeller ki ışıltısına kapıldım gidiyorum
sende mi yolculuklara çıktın yavru tenhalaştı buraalar sanki
evet canım yolculukların en güzeli ve en uzunu...) canım aslında herzaman tenha buralar ama
nbr cnmm nasl gıdıo
ıyım cnm ıyı gıdıyo sıradan senın nasıl gıdıyo
ganji yine fetettin
|
|